GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TARIM VE KOOPERATİFİN DOĞUŞU

Tarımın geçmişi günümüzden 12.000 yıl öncesine dayanmaktadır. İlk tarım örneklerinin ardından zamanla birçok toplumun arasındaki etkileşimin bir sonucu olarak tüm dünyada yaygınlaşmıştır. Tarım sayesinde insanlık toplu yaşama geçmiş ve günümüzdeki devletler oluşmuştur. Gübreleme, ekme biçme gibi tarımsal yöntemler her ne kadar eski olsa ’da son yüzyılda büyük gelişme göstermiştir.

Çoğu teoreme göre ilk tarım, insanların vahşi doğadan topladığı bitkisel besinlerini ve tohumlarını mağara önlerine düşürmesiyle başlamaktadır. Bu süreçte insanlar tüm gün yiyecek aramaktansa bitkileri toprağa ekerek devamlı olarak yerleşik halde besin elde edebileceğini fark etmişlerdir. Bu keşif tüm toplumlarca farklı dönemlerde gerçekleşmiştir. Öncelikle Anadolu ve Orta Doğu'da rastlanan tarımsal etkinlikler, toplumsal etkileşimler aracılığıyla dünyaya yayılmıştır. Tarımı daha erken keşfeden toplumlar daha önce yerleşik yaşama geçmiş ve günümüz uygarlıkları oluşmuştur.

Yine Kavimler Göçü sonrasında Batı Avrupa'da Roma egemenliğinin sona ermesiyle beraber; bu alanlardaki nüfus hızla artmıştır. Bu insanların beslenmesi için de daha çok toprağın işlenmesi gerekmiştir. Öyle ki; bu süreçte, ormanlar ve bataklıklar, tarıma elverişli arazi durumuna getirilmiştir. Bu geniş toprakları sürebilmek içinse ağır sabanlar taşıyan öküzler kullanılmış, zaman geçtikçe öküzleri kullanılarak işlenmesi zor killi toprakları işlemişlerdir. Romalılar bu dönemde bir yıl tahıl ekip, ertesi yıl da bu alanları bekleterek, nadasa bırakarak pratik bir ekim nöbeti uygulamışlardır bu dönemde Avrupa'daki halklar zamanla yulaf, çavdar ve arpa ekmeyi öğrenmişlerdir. Böylece bir yıl kış, öbür yıl bahar döneminde yapılan ekimleri keşfetmişlerdir.

* Gelişim konusunda ise Tarım, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze kadar geçen süreçte, geleneksel üretimden teknolojik üretime geçerken ekonominin önemli bir parçası olarak da gelişmesini sürdürmektedir. Bugüne baktığımızda Türkiye, pek çok kısıtlamalar altında bile kendi kendine yeterli ülke yapısına ve potansiyeline sahip olma noktasına ulaşmıştır. Teknolojinin gelişmesi ile bitkisel üretim çeşitlenirken verim de artmış, örneğin buğdayda üretim artışı %1574 pamukta %2565 ayçiçeğinde % 784 patateste % 8164 e kadar çıkmıştır Hayvansal üretim de benzer gelişme göstermekte olup, bugün 42 milyon küçük baş ve 11 milyon büyük baş hayvan varlığı ile tarımsal gelirin ortalama % 30’u hayvansal üretimden sağlanmaktadır. Bu arada karşılıklı etkileşimle tarıma dayalı sanayi kollarından gıda, deri, dokuma sanayi ve diğer makine kimya gibi sanayi de gelişmesini sürdürmüştür. Bu veriler tarım sektöründe bugüne kadar çok hızlı bir değişime ve gelişime ulaşıldığını göstermektedir. Ancak AB ve diğer gelişmiş ülkeler tarımı ile karşılaştırıldığında gelişmelerin yeterli olmadığı açıktır. Öncelikle gerçek anlamda bir toprak reformu yapılamamış, toprak dağılımındaki dengesizlik sürmüş, düşük verimle çalışan küçük ve dağınık işletmelerle tarımsal yapıyı değiştirmek ve ileri teknolojiye geçmek mümkün olmamıştır.

* Ayrıca ilk çağlardan bu yana insanların temel ihtiyaçlarından biri olan Beslenme için de tarımın insan davranışları ve insan toplulukları üzerindeki etkisi her devirde oldukça güçlü olmuştur. İnsanların en temelde besin ihtiyacını gidermeleri ilk tarım hareketi olarak görülebilir. Zaman içerisinde gerek iklim tehdidi, gerekse artan nüfusun ihtiyaçlarını temelden ve sürekli giderme zorunluluğu ilk toplulukların oluşmasına ve insanların yerleşik hayata geçmesine neden olmuştur. Mükemmeliyetçi ve daha iyisini yapma arzusu, insanlığı önce beslenmede kullanılan bitki tohumunun ıslah edilerek evcilleştirilmesine, iş yapma kapasitesini arttıracak alet ve ekipman yapımı fikri ise insanlığı sanayi devrimine kadar ulaştırmıştır.

* Geleneksel tarım kültürden kültüre, bölgeden bölgeye ve hatta kabileden kabileye değişebilmektedir. Bu genellikle canlı ve dinamik bir ilişki ağıdır, ama günümüzün yüzyılında modern tarımın tüm yöntemlerin uygulandığı bir tarım türüdür. Tarım yönteminde ilaçlama, sulama ve gübreleme gibi birçok farklı teknikler bulunuyor.

Tarımdan daha iyi bir netice alabilmek adına, tarımsal işleme tesislerine ve pazarlama sistemlerine ihtiyaç duyuluyor. Yoğun ve tam metotlarda insan gücünün yerine makineler tercih ediliyor. Tüm işlemler birim alandan elde edilen verimi doğal olarak arttırıyor. Son yıllarda yaşanan küresel sorunlardan doğrudan etkilenen sektörün sürdürülebilirliği de önemli. İklim dostu, tarımsal destekleme ve ekosistem odaklı gıda üretim modelleri de böylelikle öne çıkıyor.

Su kullanımının en az miktarda olduğu topraksız tarımın sağladığı verimle sürdürülebilir tarım için önemli yöntemlerden sadece biri. Bu yöntemle doğru ve bilinçli üretim yaparak gelecekteki gıda sorununun önüne geçilebilir.

Tarım, özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere birçok ülkede ekonominin belkemiğidir. Yeşil devrim gıda üretimini ve dolayısıyla tarım sektörünün ekonomik getirisini artırmış̧ olsa da bir çok dezavantajı da beraberinde getirmiştir, günümüzde bilinçsiz tarım uygulamaları ile su ve toprak kaynakları kirlenmekte ve genetik çeşitlilik kaybı yaşanmaktadır. Kırsal kesimde yaşayan topluluklar konvansiyonel tarımın getirdiği sorunlarla gün geçtikçe daha çok mücadele etmektedir. İşte bu noktada organik tarımın insan hayatındaki önemini ön plana çıkarmaktadır, yaşadığımız çevrede doğaya ve insan faktörüne zarar vermeden yapılabilen organik tarımın sürdürülebilirliği öne çıkmaktadır.

* Devam eden tarımsal faaliyetlerin sonucunda üretici ile tüketicinin buluşmasında aracı kurum olarak kooperatiflerin doğuşu sağlanmıştır. Kooperatif, insan ihtiyaçlarını karşılıklı yardımlaşma yoluyla giderilmesini sağlamak ve ortakların çıkarlarını korumak amacıyla oluşturulan ekonomik kuruluşlar olmuştur. Kooperatifler insanların ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle ve en az maliyetle karşılamak amacıyla kurulan tüzel kişilerdir. Kooperatifler hem kişilerin tek başlarına yapmaya güçlerinin yetmediği işleri bir araya gelerek yapmalarını sağlar hem de toplumun kalkınmasına katkıda bulunur. Kooperatifler, ortaklarının gereksinimlerini ön planda tutarken diğer yandan da içinde bulundukları toplumun çıkarlarını gözetmelidir. Ayrıca kooperatifler, çevrenin korunması için de gereken önlemleri almakla sorumludur. Bu ilkenin bir gereği olarak kooperatifler, toplumların ekonomik, sosyal ve kültürel yönden kalkınmalarını sağlamak ve korumak için de çalışmaktadır.

Tarımsal kooperatifler ortaklarının tarımsal üretim için ihtiyaç duydukları tohum, gübre, zirai ilaç, zirai araç gibi materyalleri ucuz ve kredili olarak temin ettiği gibi, ortaklarının ürettikleri malların saklanması ve pazarlanmasını da sağlar. Bu kooperatifler ihtiyaç duydukları zirai bilgilerin temininde ortaklarına yardımcı olur. Ayrıca ortakları olan çiftçilerin teknoloji, tohum ve ilaçlardaki son gelişmelerden haberdar olmalarını sağlayarak, üretimin, veriminin ve kalitesinin artmasına katkıda bulunur.